Sebep olmak anlamına gelen İngilizce kelimeler

Sebep sonuç ilişkisi hayatın her alanında yer aldığı için sebep olmak anlamını farkı biçimlerde veren bir sürü kelime vardır. İstenmeyen olayların ortaya çıkışı için spark, incite ve breed dikkat çekerken, hissiyatlar söz konusu olduğunda kindle ve evoke ön plana çıkıyor. Spawn ve precipitate ile hız vurgulanırken, foster pozitif anlamıyla cümleyi kestirme yoldan zenginleştiriyor.

result in A balanced diet can result in greater levels of energy.

Dengeli bir diyet daha yüksek enerji seviyelerine yol açabilir (mümkün kılabilir).
lead toGreat Depression was one of the most prominent factors that led to WWII.

Büyük Buhran, 2. Dünya Savaşına yol açan en önde gelen faktörlerden biridir.
bring aboutIn a matter of a few decades, the French Revolution brought about radical societal change all over the world.

Bir kaç on yıl içinde, Fransız Devrim tüm dünyada radikal toplumsal değişime yol açtı.
contributeAlong with industrial farming, widespread use of fossil fuels has contributed to global warming.

Sanayi çiftçiliğiyle birlikte, fosil yakıtlarının yaygınca kullanımı küresel ısınmaya yol açtı.
provokeEven the sight of spiders can provoke fear in some people.

Örümceklerin görüntüsü bile bazı insanlarda korkuya yol açabilir.
promptThe presence of lions has prompted the safari group to remain silent.

Aslanların varlığı safari grubunu sessiz kalmaya itti.
triggerEmotional problems are known to trigger binge eating or drinking.

Duygusal problemlerin aşırı yeme veya içmeyi tetiklediği bilinir.
foster (encourage)Strategy games foster creativity among all children, regardless of age.

Strateji oyunları, yaş fark etmeksizin tüm çocuklar arasında yaratıcılığı teşvik eder.
spawn (new, suddenly, many)The collapse of the Soviet Union spawned the rise of 15 independent countries.

Sovyetler Birliğinin çöküşü 15 bağımsız ülkenin ortaya çıkışına yol açtı.
spark (argument, fight, fire)The likelihood of creating self-conscious robots has sparked widespread fear.

Bilince sahip robot yapma ihtimali yaygın korkuya yol açtı.
kindle (feelings, ideas)A sense of relief kindled among patients when a vaccine was developed.

Bir aşı geliştirildiğinde hastalar arasında rahatlama hissiyatı ortaya çıktı.
generateThe comeback of LOTR as a TV series has generated a lot of excitement among Tolkien fans.

Yüzüklerin Efendisinin bir dizi olarak geri gelişi Tolkien hayranları arasında fazlasıyla heyecan yarattı.
precipitate (sudden, sooner)The coronavirus outbreak precipitated a ban on all international flights.

Koronavirüs salgını tüm uluslararası uçuşlara yönelik bir yasağı tetikledi.
engenderA student-friendly attitude engenders greater interaction in the classroom.

Öğrenci dostu bir tavır sınıfta daha fazla etkileşime sebep olur.
evoke (feeling, emotion)The sense of smell has the potential to evoke memories dating back many years.

Koku duyusu yıllarca geriye giden anıları tetikleme potansiyeline sahiptir.
occasionThe invention of SSD disks occasioned the end of their mechanical counterparts.

SSD disklerin icadı mekanik muadillerinin (disklerin) sonunu getirdi.
incite (unpleaseant, violent)Terrorists aim to cripple authorities by inciting fear among citizens.

Teröristler, vatandaşlar arasında korkuya yol açarak otoriteyi topal hale getirmeyi amaçlar.
induceBright lights can induce migraines, especially if they are flickering.

Parlak ışıklar, özellikle yanıp sönüyorsa migrene sebep olabilirler.
breed (bad)There is no doubt that suppressed emotions breed serious health problems, such as anxiety and depression.

Bastırılmış duyguların kaygı ve depresyon gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabildiğine yönelik şüphe yoktur.
give rise toThe rise of social media has given rise to the birth of influencers.

Sosyal medyanın güçlenmesi kitleleri etkileyen kişilerin ortaya çıkışına yol açmıştır.
fuel (stronger)Industrial Revolution fuelled the imperalist ambitions of Britain.

Sanayi Devrimi, Britanya’nın emperyalist arzularını güçlendirdi.

Bir Cevap Yazın